الأربعاء، 25 أكتوبر 2017

Kâfirûn - Nasr - Tebbet الكافرون - النصر - تبت


Kâfirûn




{1} قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ

{2} لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ


(Resûlüm!) De ki: Ey kafirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.



{3} وَلَا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ


Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.




{4} وَلَا أَنَا عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ

Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.




{5} وَلَا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ

Evet, siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz.



{6} لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ

Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.







Nasr




{1} إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ


{2} وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا


{3} فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا


Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.






Tebbet


{1} تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ

{2} مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ

{3} سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ

{4} وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ

{5} فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ


Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).

İhlâs - Felak - İhlâs الإخلاص - الفلق - الناس


İhlâs


{1} قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ 
  
{2} اللَّهُ الصَّمَدُ

{3} لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ

{4} وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ


De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.



Felak



{1} قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ 
  
{2} مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ

{3} وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ

{4} وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ

{5} وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ


De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!




Nâs


{1} قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ

{2} مَلِكِ النَّاسِ

{3} إِلَهِ النَّاسِ

{4} مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ

{5} الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ

{6} مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ


De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) insanların İlâhına sığınırım!